13 Kasım 2011 Pazar

Bu bayram çok başka oldu benım için... İçimde ayrı bir hüzün ayrı bir burukluk vardı aileden uzaktaki ilk bayram dı benım için.
Karamanda bayramı hissedemedim belkide,sabah belki o kadar heycanlanmadım o kadar huzurlu uyanamadım namazdan sonra bayram sofrasında bulamadım kendimi , öpemedim büyüklerim elini

8 Ağustos 2011 Pazartesi

öyle işte

                                                    
O çevrimiçi olduğunda hemen kalp atislariniz hızlanır.Oturuşunuzu düzeltirsiniz hemen sohbet  penceresi açarsınız, birşeyler yazmak istersiniz sonra bu seferde ilk o yazsın diyip vazğeçersiniz.Onun yazmasi icin bir süre beklersiniz,acaba birşeyler paylaşacak mı diye duvarına bakip durursunuz.Bu sırada hafiften sırıtırsınız dakikalarca beklersiniz ama yazan olmaz her zamanki gibi.
 Erkeklik gururunu düşünmeyip selam,merhaba,nasılsın gibi kısa şeyler yazarsınız fakat kızdan cevap gelmez. Yine göt olursunuz. =)
   Belki dakikalar sonra soğuk bir şekilde selam verir kız size.Hal hatir sorarsınız ama kız hala soğuktur sanki dünyadaki  tüm kötülüklerin nedeni sizmişsiniz gibi.
   Bu yaptiginiz kızın sanal egosunu yükseltmekten baska bir ise yaramaz zaten....

26 Temmuz 2011 Salı

Yusufçuk ve Aşk

Yusufçuk aşktaki tutkuyu, bağlanmayı ve ne pahasına olursa olsun vazgeçmemeyi anlatır. Ateşe âşık yusufçuk, aşkı uğruna bile bile kendini ateşe atar. Ateş gökyüzüne yükselirken, yusufçuk narin vücuduyla ateşin etrafında dans etmeye başlar, ateşle bir bütün olur. Tıpkı bir âşık gibi ateşe dokunmak, ona yakın olmak isteyen yusufçuk, onun bir parçası olmanın verdiği mutlulukla kendini sonsuz aşkının kollarına bırakır, böyle anlatırlar yusufcuğun hikayesini .
   Sevmiştim seni bir yusufçuk gibi ama sen ateşin büyüleyici etkisi gibi çekmedin beni belkide çekmek istemedin kim bilir.Sevmiştim seni ilk defa pamuk şeker yiyen çoçuktaki heyecan gibi.Sevmiştim seni kurak toprağın yağmura duyduğu hasret gibi.Sevmiştim seni bir sır gibi..Sevmiştim seni, tümüyle seni.Asla tenin için sevmedim seni, ben senin baharları andıran yüreğini sevdim...Ben senin akşam üzeri deniz gibi dalgalanan saçlarını sevdim.Ben senin imkânsızlığını sevdim.Ellerinin varlığını bilmeden ellerinin içine çizdim  tüm hayallerimi.Adını oluşturan harflerden başka harflere yüklemedim bir anlam ,vermedim değer.Seni Sevmek; bir heves değildi benim için ,ayak üstü sevda değildi sana karşı hissettiklerim ,senin için yaşıyordum hayatımın o anlarında sen bunun farkında olmasan da.Yaşarken yapılan en guzel seyden daha guzel olacak şekilde sevmiştim seni, Kendimi masallara adarcasına.Sanki yaratan,seni yaratırken benim de fikrimi almış gibi sevmiştim seni...
      Anlatmasi da anlamasi da imkansiz bir aşktı benimkisi,uymazdı  öyle benim aşkım her türküye,şarkıya ...Yoktu sevdamın bir kalıbı...Belki de kendimi inandırdığım bir hayal kocam bir yalan dan ibaretti...Kaderimin bahtsızlığı yada saçma sapan bir histi kim billirki...İmkansızdı işte
           Cemal süreya'nın iki dizeyle anlattığı gibi bir aşk tı benimkisi ;
                                                 biliyorum sana giden yollar kapalı
                                                 üstelik sen de hiçbir zaman sevmedin beni

Kaderimdeki bu bahtsızlık yüzünden bu yaşama tarifi imkansız bir kin besliyorum bu yüzden aşk üzerine bir kelime bile yazmamaya yeminliyim artık...

19 Temmuz 2011 Salı

NEFRET

nefret ediyorum özünde hissetmediği halde insanların ilgisini çeken kişiler gibi davranmaya kasılan şahsiyetlerden, nefret ediyorum hiç birşey bilmeği halde sırf göz boyamak adına saçmalayan, aptallaşan insanlardan ,nefret ediyorum özentilik yapan insanlardan ,nefret ediyorum kendini ifade edemeyen kurduğu cümle sayısı bir elin parmaklarını geçmeyen insanlardan,nefret ediyorum  farklılık olsun diye konuşmasından düşencelerinden taviz veren insanlardan , nefret ediyorum bir fikri, ideolojiyi ya da tarzi benimsememis ancak cesitli sebeplerle savunmaya çalışan insanlardan, nefret ediyorum sigara içen, özellikle 30lu yaşların üzerindeki insanlara sorulan "nasıl başladınız?" sorusunun yegane cevabı. -"burdan tüm gençlere sesleniyorum*, `ben yaptım siz yapmayın" hesabına yatan insanlardan,nefret ediyorum   turk bayrakli penye giyene kıro deyip amerikan bayrakli don giyen insanlardan,nefret ediyorum   başka seçenekleri daha öğrenmeden kendi kafasındaki düşünceleri silen , inandığı doğrularından çok çok fazla emin  olmayan insanlardan,nefret ediyorum kominizmi savunupta amerikan marka sigara içen , amerikan marka elbise giyen insanlardan, nefret ediyorum   türk halk ya da sanat müziğine ait eserlerin yalnızca yaşlılara göre olduğunu düşünen insanlardan,nefret ediyorum özünü bile çözemedikleri saçma şarkılarda kaybolmayı yeğleyen insanlardan ,
        KISACASI NEFRET EDİYORUM başkaları gibi giyinen, başkaları gibi düşünen, başkaları gibi gülen ,kendi kültürünü bilmeyen bilmek de istemeyen  insanlardan ...
                             

27 Haziran 2011 Pazartesi

kuzey

Ey kuzeyin mağrur bakışlı kızı sen de kuzey rüzgarları gibi  soğuksun. İçindeki soğukluk  hep varolmak zorunda mı ?
Ey güzel kız. Bakışlarının yakıcı etkisi. Gözlerinin masumluğu içimde Gönlüme bir  bahar havası getirir, O masumluk ve saflık beni benden alır gönlümde  heryer çimenlik olur, Ey arzular baharı, başımda bir gölge ol İlkbahar esintisi gibi es etrafımda .... Böyle hayallerle yaşama tutunmak nekadar da güzel değil mi benim sana olan sevgim trabzonspor taraftarı gibi yirmiyedi sene bekleyip te hala kazanılamayan şampiyonluktan ümidini kesmemek gibi işte. Ama bir yanım hep olumsuz,Olumsuz düşünceler halkası boynuma geçirilmiş  bende o kervana dahil olmuşum, olumlu düşünebilecek bir durum da yok ortada olumlu düşündüğüm zaman senin mutluluğunu istediğim için yine kaybeden ben oluyorum sana olan SEVGİM den dolayı,senin mutluluğun için,senin rahatlığın için,senin hayatın için BEN KAYBETMEYE RAZIYIM

23 Haziran 2011 Perşembe

yazmak için

hikayenin farklı olması bir okadar da sıradan olduğunu gösterıyormuş , oda uymuş sürü psikolojisine,geldiği toplumdan farklı bir hayat yaşamak için atmış ilk adımlarını , yetiştiği kültüre bir rest çekmiş bazı hevesler uğruna.Aslında oda istemiyormuş Araf ta kalmayı ama atmış bir kere ilk adımını. Her ne kadar hayalleri olduğunu söylesede etrafındakilere hep vazgeçmiş onları gerçekleştirmekten.Ne yetiştiği toplumdan biri olabilmiş ne de yaşadığı topluma ayak uydurabilmiş.Bundan sonra ruhu da yaşamıda hep bir ikimlede kalmış.Ne sağa sapmış ne de sola dönebilmiş,ne aşık olabilmiş ne de nefret edebilmiş, hiç sevabı yok ken bir okadar da günahsız mış.Ölüm le yaşam arasında bir yerlerde kalmış bu hayatta.Öldügündeyse ne cennete gidebilmiş ne de cehenneme.