Sevmiştim seni bir yusufçuk gibi ama sen ateşin büyüleyici etkisi gibi çekmedin beni belkide çekmek istemedin kim bilir.Sevmiştim seni ilk defa pamuk şeker yiyen çoçuktaki heyecan gibi.Sevmiştim seni kurak toprağın yağmura duyduğu hasret gibi.Sevmiştim seni bir sır gibi..Sevmiştim seni, tümüyle seni.Asla tenin için sevmedim seni, ben senin baharları andıran yüreğini sevdim...Ben senin akşam üzeri deniz gibi dalgalanan saçlarını sevdim.Ben senin imkânsızlığını sevdim.Ellerinin varlığını bilmeden ellerinin içine çizdim tüm hayallerimi.Adını oluşturan harflerden başka harflere yüklemedim bir anlam ,vermedim değer.Seni Sevmek; bir heves değildi benim için ,ayak üstü sevda değildi sana karşı hissettiklerim ,senin için yaşıyordum hayatımın o anlarında sen bunun farkında olmasan da.Yaşarken yapılan en guzel seyden daha guzel olacak şekilde sevmiştim seni, Kendimi masallara adarcasına.Sanki yaratan,seni yaratırken benim de fikrimi almış gibi sevmiştim seni...
Anlatmasi da anlamasi da imkansiz bir aşktı benimkisi,uymazdı öyle benim aşkım her türküye,şarkıya ...Yoktu sevdamın bir kalıbı...Belki de kendimi inandırdığım bir hayal kocam bir yalan dan ibaretti...Kaderimin bahtsızlığı yada saçma sapan bir histi kim billirki...İmkansızdı işte
Cemal süreya'nın iki dizeyle anlattığı gibi bir aşk tı benimkisi ;
biliyorum sana giden yollar kapalı
üstelik sen de hiçbir zaman sevmedin beni
Kaderimdeki bu bahtsızlık yüzünden bu yaşama tarifi imkansız bir kin besliyorum bu yüzden aşk üzerine bir kelime bile yazmamaya yeminliyim artık...


0 yorum:
Yorum Gönder